Türk Dünyasına Armağan

Stok kodu: BTO-TDAA Kategoriler:

Açıklama

İsmail Bey Gaspıralı’nın Türk dünyasının birlikteliği ve geleceğine yönelik umutlarını içeren, dört kelimeden oluşan, görkemli vasiyetidir bu sözler. Bugünün dünyasını göz önünde bulundurduğumuzda ne kadar doğru ve değerli oldukları açık. Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları ile kıyaslandığında akıl almayacak büyüklükte bir coğrafyada, o coğrafyanın geçmişte ve bir kısmında hala hâkimi olan başka milletlerin tüm aksi gayretlerine rağmen kültürü, dili ve milli hasletleriyle dimdik ayakta duruyor.

Haritada şu an için bağımsız olan Türk devletlerini görüyorsunuz. Biz çok kutupluluğa doğru evrilen dünyada, yarım yüzyıldan uzun süredir bilenen tek kutbun (ABD) gerilemesiyle rekabet alanına giren ve giderek daha fazla mesafe kaydeden ikinci kutup adayı (Çin) ile öncelerde ikinci kutup gibi görünürken, mevkisini kaybetme kaygısını artan şekilde hisseden üçüncü kutup adayının (Rusya Federasyonu) coğrafi konumlarının arasında bulunuyoruz. Hatta her ikisinin coğrafyalarında yaşayan kollarımızla içlerinde yer alıyoruz. Bu üçlü arasındaki çekişmenin nereye varacağı konusunda yoğun kaygıların yaşandığı bu dönemin sonuçlarını kestirebilmek çok zor hatta imkânsız gibi. Zaman neler olacağını gösterecek.

Geniş coğrafyalar, zengin doğal kaynaklar, örgün ticaret ağları, güçlü askeri yetenekler, orta ve küçük ölçekli milletleri yanlarına çekerek oluşturdukları karşılıklı kamplaşmalar ve bunları destekleyen ekonomik ve teknik yeterlilik küresel güçler denilen bu üçlünün temel nitelikleri. Her zaman olduğu gibi kendi çıkarları doğrultusunda çeşitli taktik yaklaşımlarla ve özellikle başkalarını kullanarak oyunlarını kuracaklar. Türk milletinin meselesi ise kurulan küresel oyunda araç olmamak, kendi çıkarları yönünde olabileceğin en iyisini yapabilmek ve süreç içinde kendisini bir kutup olarak gösterebilmek.

Haritada işaretli Türk devletlerinin doğal kaynaklar, ticaret yolları, coğrafyalarının genişliği ve konumları açısından şanslarının yüksek olduğu tartışma götürmez. Tarihi karakterleri, Türklerin her zaman korkulan ve yakın tutulması gereken bir millet olduğunu destekliyor. Askeri yetenekler, ekonomi ve teknik birikim konusunda sorunlar var ama aşılamaz değil ve giderek aşılıyor. Üstelik biz bağımsız Tük devletlerinin coğrafyası ile sınırlı da değiliz. Daha önce de söz ettiğim gibi jeopolitik haritamız çok daha geniş. Dolayısıyla kullanabileceğimiz ve gerçekten bir yüzyıla adımızı verip, “Türk Yüzyılı” dememize yol açabilecek çok fazla değerimiz var. Ancak bütün bunların işe yaraması için temel bir ayrıntıyı asla göz ardı etmemeliyiz: “Bizim gücümüz tek tek olduğumuzda değil birlikte olduğumuzda var.” Zaten bu yüzden ismi ne olursa olsun her türlü hasım tarafından öncelikle ayrıştırıldık ve belli ölçülerde birbirimize yabancılaştırıldık.

O halde İsmail Bey Gaspıralı’nın sözlerine geri dönelim. İlk şart “Dilde birlik.” Neden mi? Her şeyden önce birbirimizle tekrar tanışmaya ve anlaşmaya ihtiyacımız var. Konuştuğumuz Türkçe ne kadar ortaksa, anlaşma ve birbirimizi anlama şansımız o kadar yüksek olacaktır. Bu yüzden “Türk Devletleri Teşkilatı” ortak Türkçe ve ortak alfabe konusuna çok önem ve emek veriyor. Her birimiz uzak coğrafyalarda belli düzeyde farklı süreçler içinden gelişen Türkçeleri anlamaya ve konuşmaya başlamak zorundayız. Birliktelik tek taraflı bir gayretle olmaz. Türkiye Türkçesi bizim için ne kadar değerli ve vazgeçilmezse, diğer Türk devletlerinde konuşulan Türkçeler de onlar için o kadar değerli ve vazgeçilmez. Böyle bir genişlik ve zenginlik başka hiçbir millete nasip olmamış bir hazine. O halde birey olarak ilk işimiz kelime hazinemizi dilimizin bütün kollarını içine alarak genişletmek. Bunu yapmak hem düşünme yeteneğimizi arttıracak hem de birbirimizi çok daha iyi anlayacağız.

Dilde birlik “fikirde birlik” için ön şarttır, fikirde birlik de “işte birlik” için.

Bütün bu düşünceler çerçevesinde bu kitabın hazırlanmasının amacı; ortak Türkçe’nin konuşma lisanının ötesinde, Türk dünyasının bağımsız Türk devletleri ile sınırlı olmayan her köşesinden gelen yazılarla, akademide
kullanılan bir bilim dili haline gelmesi yoluna küçük bir parke taşı döşemektir. Kitabımızın hazırlanması ve yayınlan katkıda bulunan herkese minnetlerimi sunuyorum.

Prof. Dr. Selçuk KIRLI
Türk Ocakları Derneği Bursa Şubesi Başkanı

 

Editörler:
Prof. Dr. Alev SINAR UĞURLU – Doç. Dr. Minara ALİYEVA ÇINAR
Prof. Dr. Selçuk KIRLI