Timur İmparatorluğu

Babasi Barlas kabilesi lideri Turgay olan Timur, 1336’da Semerkant yakinlarinda Kes (Yesil Sehir)’de dogmustur. Timur’un ortaya çiktigi tarihlerde, Çagatay Hanligi sarsinti geçirmekte idi. Otorite boslugundan faydalanan, Cengiz hanedanindan olmayan emirler, Çagatay hanligi içerisinde idareyi ele alarak nüfuzlarini artirmaktaydi. Nitekim 1360 yilindan itibaren adindan söz edilmeye baslayan Timur, önce Emir Hüseyin ile 1370 yilindan itibaren de tek basina Maveraünnehir’de hâkimiyet kurmustur. Bu dönemde girdigi bir savasta ayaginin sakat kalmasi sebebiyle tarihlerde Aksak Timur (Timurleng) diye anilacak olan Timur, Cengiz soyundan gelmedigi için emir unvanini kullanmistir.

Emir Timur, 1370-1405 yillari arasinda yaptigi seferlerle, Harezm, Dogu Türkistan, Iran, Azerbaycan, Hindistan Delhi Sultanligi, Irak, Suriye, Altin Orda Hanligi ve Osmanli Devleti’nin de içinde bulundugu muazzam büyüklükteki topraklara hâkim olmustur. Onun fetihleri, sonuçlari açisindan, Türk Tarihini derinden etkilemistir. Meselâ, Altinorda Hani Toktamis üzerine düzenledigi seferler (1391/8) Altinorda Devleti’nin çöküsüne ve yerine bölge hanliklarinin kurulmasina sebep olurken, Moskova Knezlerinin güçlenmesini de beraberinde getirmistir. Böylece, XVI. yüzyildan itibaren Rusya’nin Kafkaslar ve Dest-i Kipçak’a dogru yayilmasi söz konusu olacaktir.

Ancak Timur’un Türkistan’a hâkim olmasi ayni zamanda Özbek, Kazak ve Türkmenlerin günümüze kadar ulasacak olan tarihlerinin de mihengi noktasini teskil eder. 1398/99’da Hindistan Delhi Sultanligina düzenledigi sefer de bölgedeki siyasî ve kültürel yapinin degismesine sebep olmustur. Ancak Timur’un 1402 Ankara Savasi ile Yildirim Bayezid’i yenip, Anadolu’yu ele geçirmesi, Osmanli tarihinde unutulmaz bir yer tutar. Bu olayla, Anadolu’daki Türk birligi sarsilmis, beylikler yeniden canlanmis ve “Fetret Devri” dedigimiz taht mücadeleleri Osmanli Ddevleti’nin yipratmistir. Ülkesindeki karisikliklar sebebiyle Anadolu’da fazla kalamayan Timur, Çin seferine giderken yolda hastalanarak ölmüstür (1405). Timur’un ölümünden hemen sonra devlet oglu ve torunlari arasinda paylasilmistir. Buna göre; Torunu Muhammed baskent Semerkant’ ta tahta çikarken, diger torunlari Pir Muhammed ile Iskender Iran’ da, 3. oglu Miransah Bagdat ve Azerbaycan’da, en küçük oglu Sahruh ise Horasan’da yerlesmislerdir.

Timurlular adi verilen bunlar arasinda Sahruh, Maveraünnehir bölgesini de ele geçirerek, Herat sehri merkez olmak üzere devletini kurdu. Ardindan Iran ve Azerbaycan’i da hâkimiyetine alan Sahruh dönemi (1407-1447), Türkistan’da parlak bir kültür hayatinin baslangici olmustur. Sahruh’un ölümü üzerine, tahta büyük bir alim ve astronom olan oglu Ulug Beg geçti. Onun iki yillik saltanati mücadeleler içinde geçmis ve oglu tarafindan öldürülünce ülke dahilinde büyük karisikliklar çikmistir. Nitekim Miransah’in torunu Ebu Said’in Akkoyunlu Uzun Hasan’a yenilmesiyle (1469) Horasan’in batisinda kalan bütün topraklar Akkoyunlularin eline geçti. Timurlulardan yalniz Hüseyin Baykara (1469-1506) Horasan’da tutunabilmistir. Baskenti Herat, Türk tarihinde sayili kültür merkezlerinden biri oldu. Ünlü Türk sair ve ilim adami Ali Sir Nevai burada yetismistir. Baykara’nin oglu Bediüzzaman’in hükümdarligi zamaninda, Özbek hükümdari, Sibani Muhammed Han’in baskent Herat’i ele geçirmesi( 1507), Timurlularin sonu oldu. Timurlulardan Babür Türkistan’da basarili olamayinca, Hindistan’a giderek (1519) Türk-Hind Imparatorlugu’nu kurmustur.

TIMUR DAN SONRA ORTA ASYA

Özbek Hanligi (Sibaniler) (1428-1599)

Batu Han’in kardesi Siban soyundan gelen Ebulhayr Han devletin kurucusudur. Altinorda Hani Özbek Han’in ahfadindan olduklari için devlete onun ismini vermislerdir. Özbekler, 1428 yilinda Ebulhayr’i Sibir sehrinde han ilân etmisler ve Timurlularin içine düstügü karisikliklardan yararlanan Ebulhayr Han da, 1431’de Gürgenç dahil olmak üzere Harezm’e, 1447’ye dogru da Seyhun dolaylarinda Signak sehrinden Özkent’e kadar olan bölgeye hâkim olmustur. Ancak 1457’deki Mogol kabilelerin saldirisi yeterli direnç gösterilmedigi gerekçesiyle Özbeklerin bir kismi Ebulhayr’in hâkimiyetini tanimayarak kuzeye göç etmislerdir. Bunlar kendi baslarina buyruk hareket ettiklerinden dolayi Kazak diye anilacaklardir.

Ebulhayr Han, Çagataylilar’dan Yunus Han’a karsi giristigi mücadeleyi kaybederek 1468 yilinda ölmüstür. Yerine geçen oglu Sah-Budak Han ise Yunus Han ve Timurlulara karsi ülkesini koruyamamistir. Onun yerine geçen oglu Muhammed Sibani Han, önce Timurlularin iç mücadelelerinden faydalanarak, Maverâün-nehr’i ele geçirmeyi basardi (1500). Ardindan Çagataylilar’i yenerek Taskent ve Sayram bölgelerini (1503), Timurlular’in elinden de Harezm, Belh ve Herat sehirlerini alarak Türkistan’in en büyük gücü haline gelmistir. Ancak Sibani Han, Merv’de Safevi Hükümdari Sah Ismail ile yaptigi savasi kaybederek öldü (1510).

Muhammed Sibani Han’dan sonra büyük bir sarsinti geçiren Özbek Hanligi uzun bir süre iç çekismelerle istikrarsiz bir dönem yasamistir. Muhammed Sibani Han’dan sonra Özbeklerin en büyük hükümdari olarak kabul edilen II. Abdullah Han zamaninda (1580-1598), hanlik eski gücüne kavusmustur. Fakat 1597 yilinda Safevi Hükümdari Sah Abbas’a yenilmesi Özbek Hanligi’nin parçalanmasina yol açmistir. Sonuçta Horasan Safevilere, Taskent ve civari Kirgizlarin eline geçti. Diger bölgelerde müstakil hanliklar kuruldu.

Diger Özbek Hanliklari

Hive Hanligi (1512-1873)

Sibaniler soyundan Il-Bars, Safevileri Harezm’den atmayi basararak, merkez Ürgenç sehri olmak üzere Hive Hanligi’ni kurdu (1512). Arab Muhammed Han zamaninda (1603-1623), hanlik merkezi kuraklik sebebiyle Hive sehrine nakledilmistir. Hanlik tarihinde iç çekismeler, Özbek Hanligi’na, Mogol Kalmuklar’a, Ruslar’a ve Iran’a karsi mücadeleler eksik olmamistir. XVI. yüzyilin sonlarina dogru, Amu-derya’nin yatagini degistirerek, Hazar Denizi yerine Aral gölüne dökülmeye baslamasi, bölgede ziraî ve iktisadî hayatin büyük ölçüde gerilemesine sebep olmustur. Hanlik, Afsar hanedanindan Nadir Sah’in Hive’yi ele geçirmesinden sonra (1740) kisa bir süre Iran’a bagli kaldi. Deli Petro zamanindan beri Orta Asya’da gözü olan Ruslar, hileyle önce Hazar kiyilarinda üs olusturup ardindan 1873 yilinda Hive’ye saldirdilar ve hanligi ele geçirdiler. Son Hive haninin Kizilordu tarafindan tahtan uzaklastirilmasina kadar ( 1920) seklen de olsa Hive Hanligi varligini korudu.

Hive Hanlarindan Ebul Gazi Bahadir Han (1643-1665), “Secere-i Terakime” ve “Secere-i Türkî” adli eserleriyle Türk tarih ve kültürüne büyük bir hizmette bulunmustur.

Buhara Hanligi (1599 -1868)

II. Abdullah Han’in ölümü üzerine (1598) bas gösteren iç çekismeler ve taht kavgalari Özbek Hanligi’nin parçalanmasina yol açmisti. Halkin ileri gelenlerinin teklifi ile Astrahanli Yar Muhammed’in oglu Baki Muhammed hanliga getirildi (1599). Böylece Buhara’da Sibani hanedani yerine Astrahanlilar hanedani baslamis oluyordu. Bu hanedanin Canibeg kolu, Iran hükümdari Nadir Sah’in Buharayi isgaline kadar devam etmistir. Diger kolu olan Mangit Hanedani ise 1753 yilinda Muhammed Rahim Atalik’in hâkimiyeti ele geçirmesiyle baslayip, 1920 yilina kadar devam eder. Buhara ve Hive Hanliklari, Iran ve Ruslara karsi Osmanlilar ile iyi iliskiler kurmuslardir. Ancak mesafenin uzakligi daha siki iliskileri engellemistir. 1868 yilinda Rus hâkimiyetine düsen hanlik, 1920 yilinda yeni Sovyet yönetimi tarafindan ortadan kaldirilmistir.

Hokand Hanligi (1710-1876)

Hive ve Buhara Hanliklari arasindaki mücadelelerden bikan bir kisim halki etrafina toplayan Sibani soyundan gelen Sahruh, Fergana’da Hokand merkez olmak üzere bagimsiz bir hanlik kurmayi basarmistir (1710). Bir ara Çin hâkimiyetini tanimak zorunda kalan hanlik, 1876 yilinda Ruslar tarafindan ortadan kaldirilmistir.

Yaka Türkmenleri (Türkmenistan)

Büyük Selçuklu Devleti’nin yikilmasindan sonra Türkmenlerin bir kismi Mangislak, Maveraünnehir ve Horasan’da kalmislardi. Bu bölgede diger Türk boylari ile birlikte önce Mogol, sonra da Timurlular hâkimiyetinde varliklarini sürdürmüslerdir. 17. yüzyilin ikinci yarisindan sonra Mogol asilli Kalmuklarin saldirilarina maruz kalmislardir. Fakat bulunduklari bölgelerin istilâlara karsi daha korunakli olmasi ve boylar hâlinde yasamalari sebebiyle Türkmenler genelde müstakil bir hayat sürmüslerdi. Kopet Dagi çevresinde Yamud, Imrali gibi Türkmen boylari ile bir araya gelerek güçlendiler. 1835’den itibaren Iran ve Hive Hanligi baskisiyla Merv bölgesine dogru yayildilar. Burada 1855’te Hive Hanligi, 1860’ta da Iranlilarin saldirilarini savusturarak istiklâllerini korudular. Bu dönemde baslarinda Kusid Han bulunuyordu . Türkistan’daki Rus ilerleyisi karsisinda büyük direnis gösteren Türkmenler, 1879’da Göktepe’de Ruslari agir yenilgiye bir ugratmislardir. Daha sonra ayni mevkide yapilan savaslarda verilen kayiplar ve ugradiklari katliamlar sonucunda, Rus hâkimiyetini tanimak zorunda kalmislardir(1884). Çarlik döneminde Türkmenler, agir baskilara maruz kalmislardir. Bu baskilar Sovyetler döneminde de devam etmistir. Bu dönemde Hazar kiyilarindan Merv bölgesine kadar uzanan bölgelerde Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adiyla sözde bir devlet kurulmustur. Bu devlet 1991 yilinda bagimsizligini ilân ederek Türkmenistan Cumhuriyeti adini almistir.

Azerbaycan Hanliklari

Azerbaycan yani “odlar/ates ülkesi” tipki Anadolu gibi çok eski devirlerden itibaren Türk akinlarina sahne olmus ancak, bölgenin Türklesmesi XI. yüzyildaki Selçuklu çagi Oguz-Türkmen yerlesmeleriyle gerçeklesmistir. Mogol ve Timur idaresinden sonra bölgede Karakoyunlu ve Akkoyunlular Türkmenleri hâkimiyet kurmustur. Daha sonra kurulan Safevi Devleti ile Osmanlilar arasinda sürekli mücadelelere sahne olan Azerbaycan, Nadir Sah’in ölümünden sonra (1747) küçük hanliklara bölünmüstür. Bölgede güçlenen Ruslar, önce Azerbaycan’in iç islerine karismaya basladilar. Ardindan Kuzey Azerbaycan’da yarim asir kadar birbirleri ile mücadele eden hanliklari, birebir hâkimiyetlerine almislardir. Böylece 1805’de Gence Hanligi ( Ziyadogullari), 1806’da Kuba ve Bakü Hanliklari, 1815’te Seki Hanligi (Haci Çelebi ogullari) ve 1822’de Karabag Hanligi (Cevansir Beyleri) Ruslar tarafindan ele geçirildi. Rus ilerleyisi karsisinda harekete geçen, Iranlilar, Ruslara pespese yenilerek Gülistan ve ardindan 1828 Türkmençay Andlasmasi’ni imzalamak zorunda kaldilar. Bu anlasmayla Azerbaycan, Aras sinir olmak üzere kuzey ve güney diye fiilen bölünmüs, Kuzey Azerbaycan’i Ruslar isgal ederken, Güney Azerbaycan Iran’da kalmistir. Güney Azerbaycan’da Hoy ve Tebriz’de Dünbüllü Hanlari, Erdebil’de Seyhler gibi hanliklar hüküm sürdüler. Bolsevik Ihtilâli üzerine Rus ordularinin Kafkaslardan çekilmesi ardindan Azerbaycan Türkleri, 28 Mayis 1918’de bagimsizliklarini ilân ettiler. Bunda Nuri Pasa komutasindaki bir Osmanli birliginin Bakü’ye girmesi etkili olmustur.

Ilk bagimsiz Azerbaycan Cumhuriyeti, 27 Nisan 1920 yilindaki kanli Kizil Ordu isgaline kadar yasamistir. Sovyetler döneminde Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. 1991 yilinda ise bu devlet Azerbaycan Cumhuriyeti olarak bagimsiz bir Türk devleti hâline geldi.

Kazak Hanligi ve Yüzler (Cüzler)

Ebulhayr Han idaresindeki Özbekler, Mogol kabilelerinin saldirisi ile büyük kayiplar vermislerdi. Özbek uruglari arasinda iç çekismeler baslamasi üzerine bunlardan bir kismi hanliktan ayrilarak kuzeye göç ettiler (1457). Daha baska Türk unsurlarin katilmasi ile güçlenen bu topluluklar, kendi baslarina buyruk hareket ettiklerinden dolayi Kazak diye bilineceklerdir. Kazaklar bundan sonra Cuci soyundan degisik hanlar idaresinde siyasî bir birlik hâlinde yasamislardir. Kasim Han XVI. yüzyilin baslarinda Kazaklarin tamamini hâkimiyeti altinda birlestirmeyi basarmistir. 17. yüzyil baslarinda Tevkel Han zamaninda güçlerini daha da artiran Kazaklar, Maveraünnehir’e basarili bir sefer düzenlemislerdir. Bu dönemde Kazaklar, üç orda hâlinde (cüz = yüz) teskilâtlandirilmislardir. Bunlar Büyük Orda (Ulu Cüz) dogu da, Küçük Orda (Kiçi-Cüz) batida, Orta-Orda (Orta-Cüz) ise Taskent merkez olmak üzere ortada bulunuyordu.

18. yüzyildaki Kalmuk istilâsi, Özbeklerin kuzeyindeki Kazaklari perisan etmis ve cüzlerin birbirinden kopmasina yol açmistir. Ruslar, Kalmuklar ile Kazaklari birbirine kiskirtarak, onlari iyice zayiflatmistir. Kazak ordalarindan Küçük Orda Hani Ebulhayr’in, yardim alma ümidiyle Ruslara taviz vermesi, Kazaklarin Rus hâkimiyetine düsmüslerine sebep olmustur (1731).

Geri kalan Kazaklar, Kirgizlar ile birlikte Buhara, Hive ve Hokand Hanligi etrafinda toplanarak Ruslar’la mücadele etmislerdir. Rus zulmüne karsi Kazak Türkleri pek çok defa isyan etmislerdir . Bunlardan 1783’te Sirim Batur önderliginde Dogu Kazakistan ‘da bas gösteren ayaklanma 15 yil sürmüstür. 19. yüzyilin ikinci yarisinda Ruslar, Kazaklarin siyasî birligine son vermislerdir. Sovyetler döneminde de Kazaklara karsi baskilar ve asimilasyon devam etmistir

Kirgizlar

840’ta Orhun-Yenisey’deki Uygurlari yikan Kirgizlar önce Karahitay ve ardindan da 13.yüzyilda Mogollarin hâkimiyetinde yasamislardir. Timurlular dönemine ait haklarinda bir bilgi bulunmamaktadir. 16 yüzyilda ise baslarinda Cengiz soyundan Halil Sultan’in bulundugu bilinmektedir. Kirgizlarin kâvmî teskilâti, bugünkü seklini 17. yüzyilda almistir. Bu dönemde Kirgizlar, Sag ve Sol olmak üzere iki kola ayrilmislardi. Kirgizlar, Sayan bölgesinde oturduklari eski zamana ait urug (kabile) adlarini korumakla beraber diger Türk topluluklari ile de kaynasmislardir. Meselâ bunlardan, devlet tecrübesi olmayan bazi Altay ve Yenisey Türkleri. Kalmuklar ile karisarak Oyrat adiyla anilmislardir. Umumiyetle Kazak hanlarinin hâkimiyetleri altinda yasayan Kirgizlar, onlarla birlikte, 17. yüzyilin sonlarinda Mogol asilli Kalmuklara karsi savasmislardir. Kalmuklar ile olan savas, dünyanin en uzun lirik destani olan Kirgizlarin millî destanlari Manas’in olusmasini saglamistir..

Hokand Hanligi’nin kurulusunda Özbekler yaninda Kirgiz ve Kazaklar da yer almistir (1710). Orta Asya’da Kalmuk istilâsi Kazak ve Kirgizlari yipratmis, Rusya ve Çin bundan faydalanarak onlari boyunduruk altina almaya çalismistir. Sovyet döneminde Biskek merkez olmak üzere Karakol bölgesi, Fergana ve Hokand’in bazi bölgeleri ile Os ve Pamir’in kuzeyini içine alacak sekilde Kirgizistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmustur. Bu devlet 1991 yilinda diger Türk Cumhuriyetleri ile birlikte bagimsizligini ilân ederek Kirgizistan Cumhuriyeti hâlini almistir.

Dogu Türkistan (Kasgar Hanligi)

Uygur ve Karahanlilarin üzerinde kuruldugu Isik göl, Ili Havzasi ve Dogu Türkistan’in bir bölümü Çagatay Hanligi’nin çöküsünden sonra, Duglat emirlerinin hâkimiyetine girmisti. Timur’dan sonra kendini toparlayan hanligin idarecileri, putperest Kalmuk, Oyrat gibi kabilelere karsi cihat eden Müslüman kimselerdi. Bunlardan biri Veys Han’dir (1418-1428). Yerine geçen oglu Esen-Buga (1429 -1462), Timurlular ile mücadele etmistir. 17 yüzyilda bu bölgelerde Hoca adi verilen yerli kisiler hâkim idi. Mançu Sülâlesi boyunca (1644-1911) Çin’e baglanan bölge halki daha sonra sik sik Çin’e karsi ayaklanmistir. Bunlar’dan 1866 yilinda baslayan, Yakub Bey (Atalik Gazi) tarafindan idare edilen ayaklanma önemlidir. Türkistan’in istiklâlini amaç edinen Atalik Gazi, kendini Kasgar Hani ilân ederek önemli basarilardan sonra müstâkil hale gelmistir (1874). Fakat Çin,Rus ve Ingiliz kiskacina giren Atalik Gazi, çareyi Istanbul’a elçiler göndererek (1870) Sultan Abdulaziz’e tâbi olmakta bulmustur.. Osmanlilar karsilik olarak, o dönemde içinde bulunduklari güç sartlardan dolayi silâh ve iktisadî ögretmenler göndermekten baska yardim yapamamislardir. Atalik Gazi’nin ölümünden sonra ülkesi Çinliler tarafindan tekrar isgal edilecektir (1877).

Safeviler (1502-1732 )

Devlet, adini Erdebilli (Iran) Seyh Safiyüddin (ölm. 1334)’ tarafindan kurulmus olan Safeviyye Tarikati’ndan almistir. Sah Ismail, Akkoyunlularin içinde bulundugu kargasadan faydalanarak, gerek Akkoyunlu ve gerekse Karakoyunlulardan daginik Türkmen zümrelerini, propaganda ettigi dinî heyecanin katkisi ile bir araya getirmeyi basarmistir. Sah Ismail, çogunlugu Anadolu’dan gitme Rumlu, Samlu, Tekelü, Ustacalu, Dulkadirli, Afsar, Kaçar, Bayburtlu, Varsaklar gibi Türkmen asiretlerinin de destegi ile Tebriz’ i zapt ederek Safevi Devleti’ni kurdu (1502).

Akkoyunlular’dan Azebaycan’i alan Sah Ismail, 1509’da Bagdat’i ele geçirdi. 1510 yilinda Özbek Hani Sibani’yi Merv yakinlarinda agir bir yenilgiye ugratarak sinirlarini Ceyhun nehrine kadar genisletti. Anadolu’da Siî propagandasini gittikçe artirmasi, Osmanli Hükümdari Yavuz Sultan Selim’i harekete geçirdi. 1514 yilinda Çaldiran’da yapilan savasi kaybeden Sah Ismail, ölümüne kadar (1524) bir daha toparlanamadi. Yerine geçen Sah Tahmasb (1524 -1576), saltanati süresince doguda Özbekler, batida da Osmanlilar ile mücadele etti. Onun ölümü ile bir süre devam eden karisikliklardan sonra hükümdar olan I.Abbas dönemi (1587-1628) Safevilerin en parlak dönemidir. Özbeklere ve Osmanlilara karsi basarilar yaninda pek çok alanda ilerlemeler kaydedilmistir. Daha sonraki dönemler Osmanlilarla uzun süren mücadeleler, taht kavgalari ve iç çekismelerle geçmistir

1732 yilinda Afsarlar’dan olan Nadir Sah’in iktidari ele geçirmesiyle Iran’da Safevi Hanedani yikilmis Afsar Hanedani baslamistir. Nadir Sah, doguda Türkistan ve Hindistan’da büyük fetihler yapmistir. 1779 yilinda kurulan Kaçar Hanedani ile Iran’da Türk hâkimiyeti 1925 yilina kadar kesintisiz devam etmistir

Hindistan Türk Sultanliklari-Babürlüler

Gur Devleti’nin Kuzey Hindistan’daki Valisi Kutbiddin Aybeg tarafindan kurulmustur (1206). Lahor ve Pencap’i da ülkesine katan Aybeg’in 1210’da ölmesi üzerine, oglu olmadigi için yerine damadi Semsüddin Il-Tutmus, bütün Kuzey Hindistan’i elinde toplayarak Semsiyye Hanedani’ni kurdu (1211 -1266).

Il-Tutmus zamaninda devleti Delhi baskent olmak üzere, Pencap, Multan, Lahor yaninda kuzeyde Gazne’ye kadar uzanan bölgeleri içine aliyordu. Il-Tutmus, Harezmsahlara karsi ülkesini korumus, Mogollarin önünden kaçan kalabalik Türk kitlelerini kabul ederek Hindistan’in kuzeyinde Türk kültürünün gelismesini saglamistir . Halife tarafindan Hindistan Sultani olarak taninan Il-Tutmus, 1236 yilinda ölmüstür.Daha sonra kurulan Balaban Hanedani döneminde (1266-1290), Mogol saldirilari durdurulmus , ülke imar edilmeye çalisilmistir. Kalaç Türklerinin Basbugu Celaleddin Firuz’un iktidari ele geçirmesiyle baslayan Kalaç Hanedani döneminde (1290-1320) Mogollar akinlari püskürtülüp, yeni fetihler gerçeklestirilmistir.

Kalaçlardan sonra Giyaseddin Tugluk tarafindan kurulan Tugluk Hanedani bir asra yakin hâkimiyet sürmüstür (1321-1413). Türkistan’da Timur hâkimiyeti Hindistana Türk göçünün kesilmesine sebep olmustu. Bundan dolayi devlet içerisinde yerli güçlerin agirliginin artmaya baslamasi üzerine Timur, Hindistan’a sefer yapmaya karar verdi.

Timur 1398 yilindaki bu seferiyle Hindistan’da zayiflayan Islâm’i güçlendirmek istiyordu. Fakat Tugluklulara agir bir darbe indirmekle bagimsiz devletçiklerin artmasina zemin hazirlamistir. Nihayet Delhi’de idarenin Afganlilarin (Seyyid Ailesi) eline geçmesi ile Tugluk Hanedani sona ermistir (1414).

Hind-Türk Imparatorlugu olarak da bilinen Babürlüler Devleti’nin kurucusu, Timurlular’dan Fergana Beyi Ömer Seyh Mirza’nin oglu Zahüriddin Babür’dür. Renkli bir kisilige sahip olan Babür, Türkçe yazdigi Vekayi adli hatiratinda, kendinin ve askerlerinin Türk olmasi ile iftihar etmesine ragmen, kurdugu devleti batili tarihçiler tarafindan yanlis ve kasitli olarak Mogol devleti olarak adlandirilmaktadir. Babür, 1501 yilinda Semerkant’i ele geçirmesine ragmen, Özbekler karsisinda tutunamayarak 1519 yilinda Hindistan’a gelir. Delhi Sultani Afganli Lûdi hükümdari ile uzun mücadelelerden sonra, Pencap’in önemli sehirleri yaninda Delhi ve Agra’yi da alarak devletini kurmustur (1526). Afgan emirlerini, Hindu prenslerini ve yerel hâkimleri maglûp eden Babür, Müslüman olmayanlara karsi basarilarindan dolayi Gazi unvanini almistir (1527). Bir yil sonra hâkimiyetini Bengal’e kadar uzatan Babür, 1530 yilinda baskent Agra’da ölmüstür. Babür’den sonra yerine geçen oglu Hümayun , Hindistan’ da önemli fetihlerde bulunmasina ragmen kardesleriyle giristigi iktidar mücadelesini kaybederek Safevilere siginmistir (1540). Ancak bir müddet sonra Delhi’yi geri alarak tekrar hâkimiyet kurmayi basarir (1555).

Onun yerine geçen oglu Ekber dönemi (1556-1605) devletin en parlak dönemidir. Ekber yaptigi fetihlerle Hindistan Yarimadasi’nin büyük bir bölümünü hâkimiyeti altinda birlestirdi. Ayni zamanda din, kültür, iktisat alanlarinda büyük gelismeler kaydedildi. Dis islerine de önem verilerek, Safeviler, Özbekler, Osmanlilar ve Portekizliler ile münasebetler kurulmustur. Oglu Cihangir döneminde (1605-1627), Ingilizler Hindistanda yer edinmeye baslamislardir. Daha sonra gelen Sah Cihan dönemi (1628-1658) mimarî, sanat ve siyaset alanlarinda parlak bir dönemdir. Osmanlilar ile kurulan yakin münasebetler sonucunda, dünyanin en güzel mimarî eserlerinden sayilan Tâc-Mahal Türbesi’nin insasinda Osmanli mimarlari da görev almistir. Kardesleri ile yaptigi mücadeleyi kazanarak tahta geçen Alemgir döneminde (1658-1707), basarili bir siyasî dönem geçirilmistir. Ancak ondan sonra Babürlülerin durumu bozulmustur.

Iç çekismeler, taht kavgalari, ayaklanmalar birbirini izlemistir. 1723 yilinda devlet, Delhi ve Haydarabad olmak üzere ikiye ayrilmistir. 1739 yilinda Iran hükümdari Nadir Sah’in Kuzey Hindistan ve Delhi’yi ele geçirmesinin ardindan batililarin ülke üzerindeki baskilari artmaya basladi . 1766 yilinda yapilan Allahabad Antlasmasi ile idarî hâkimiyet Ingilizlerin eline geçti. Nihayet, 1858 yilinda Hindistan’in Ingiltere’ye baglanmasinin ardindan 1877’de Kraliçe Victoria, resmen Hindistan Imparatoriçesi ilân edildi.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestShare on TumblrEmail this to someonePrint this page