Konferans : Klasik Dönem Osmanlı Aydını

7 Nisan 2018 Cumartesi günü Heykel Dede Efendi Salonunda sunuculuğunu UÜ öğrencilerinden Hilal Nur Aydoğdu’nun yaptığı Türk Ocakları Bursa Şubesi Halk Konferansında Prof. Dr. Mehmet İPŞİRLİ ‘Klasik Dönemde Osmanlı Aydını’ konulusunu işledi.

Konferans genel manasıyla Osmanlı Devleti’nin Tanzimat Dönemi ve 19.yy öncesi aydını ile ilgili tespitlerde bulunmayı amaçlamaktadır. Prof. Dr. Mehmet İPŞİRLİ konuşmasında aşağıdaki bölümlere değinmiştir:

İslamiyetin Kabulünün Türk’ler Üzerindeki Etkisi

Türk milletinin tarihinde 2 önemli dönüm noktası vardır. Bunlardan birincisi 9. ve 10.yy’da Türklerin İslamiyet’i kabul etmesi, ikincisi ise 18. ve 19.yy’da ortaya çıkmış batılılaşma olgusudur.

İslamiyet’in kabulü önemli bir dönüm noktasıdır. Sadece toplumsal hayatı, dünyaya bakış açımızı değil her alanda, dil ve din başta olmak üzere önemli değişiklikler yaşandı. Araplar ve İranlılar İslamiyet’i kabul ettikten sonra köklerini,kültürlerini unutmamışlardır. Fakat Türkler İslamiyet’letanıştıkları zaman her şeye sıfırdan başlamış gibi işe koyulmuştur. Türkler, son 1000 yıldan beri İslam’a hizmeti kendine şiar edinmiş, hiçbir karşılık beklemeden İslam’ahizmet etmişlerdir. Tuğrul Bey’den itibaren İslam’a hasbi olarak sahip çıkmışlardır.

Osmanlı Devleti ve İslamiyet

İslamiyet sonrası kurulan 300 devletten en güçlüsü Osmanlı Devleti’dir. Gerek stratejik konumu gerek devlet teşkilatı gibi konularda en büyük Türk- İslam devleti olmuştur. Osmanlı Devleti öylesine İslamiyet’le özdeşleşmişti ki ‘Devlet-i İslamiye’ diye adlandırılırdı. İslamiyet sonrası kurulan devletler içlerinde Türkçe konuşmuş, yazı ve diplomatik işlerinde Farsça- Arapçayı

Osmanlı Döneminde Aydın

Aydın: donanımı, kültürel birikimi olması gereken kişidir. Birinci görevi kendini iyi yetiştirmesi ikincisi ise topluma faydalı olmasıdır.

Aydınların Osmanlı Devleti’nin kurulmasında büyük katkıları olmuştur. Klasik dönem için aydından beklenen en önemli görev toplumda iyiliklerin yayılması için çaba, kötülükleri engellemek için tedbir almasıdır. Aydınlar toplumda kötülüklerin oluşmasında 1.derece sorumlu olarak görülülerdi. Osmanlı aydınına ‘ulema zümresi’ denebilir. Osmanlı aydını ulemasının görevi 20.yy’a kadar hiç değişmeden devam etmiştir. Aydınlar bütün kaza ve eğitim sisteminden sorumlu olmuşlardır. Osmanlı Devleti’nde ilk 10 padişah zamanı sürekli ilerleme ve gelişme dönemi olarak nitelendirilir bu dönemde ulemanın görevi bellidir ancak 17.yy sonrası bu düzen bozulmuştur.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de  aydın problemleri yaşanmaktadır. Günümüze bakıldığında ise okumuş aydın sayısı çok fazladır fakat bu aydınlar manevi ve kültürel değerlerinden uzaklaşmışlardır.

Bursa Türk Ocağı yayınlarını artık web sitemiz üzerinden çevrimdışı ödeme yöntemiyle satınalaiblirsiniz. Kapat