Dünya Azerbaycan’lılar Hemreylik Günü Kutlaması

Dünya Azerbaycan’lılar Hemreylik Günü Bursa’da kutlandı.

U.Ü. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce;
“Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler kardeşlikten ötedir”,

Türk Ocağı Bursa Şube Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı:
“ Bu gün iki Oğuzeli bir ara geldi,  gelmemesi için gereken her şey yapıldı”

Azerbaycan Kültür Derneği Bursa Şube Başkanı Handan Ton:
“Bütöv Azerbaycan ideali gerçekleşmedikçe bu bayram eksik ve buruk olarak kutlanacaktır.”

Ali Eşref Uzundere
31 Aralık Dünya Azerbaycanlılar “Hemreylik Günü” Azerbaycan Kültür Derneği, Türk Ocağı Bursa Şubelerinin Uludağ Üniversitesinde okuyan Azerbaycanlı öğrenciler Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü’nün ev sahipliğinde ortalaşa düzenlenen etkinlikle kutlandı.
Uludağ Üniversitesi  Mete Cengiz Kültür Merkezinde düzenlenen Dünya Azerbaycanlılar “Hemreylik Günü” etkinliğine Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce,  Türk Ocakları Bursa Şube Başkanı, Prof. Dr. Selçuk Kırlı,  Azerbaycan Kültür Derneği Başkanı Handan Askeran Ton,  Iğdır Kültür Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Kurban Güneş,   Öğretim üyeleri, davetliler ve öğrenciler katıldı.
Azerbaycanlı öğrenciler adına etkinliğin açış konuşmasını yapan Solmaz İsmailova,  etkinliğe katılımcıları öğrenciler adına selamlayarak,  hemreylilik gününün hazırlanmasında kendilerini bir araya getirerek destek veren Azerbaycan Kültür Derneği,  Bursa Türk Ocağı Başkanı ve Yöneticileri ile Üniversite rektörlüğüne teşekkür etti.
“ Azerbaycan ile Türkiye dost ülke değil, dostluk bir birini sonradan tanıyan ülkeler arasında olan bir hadisedir. Azerbaycan ve Türkiye kardeş iki ülkedir” diyen İsmayilova,  bu kardeşliğin her zaman güçlü olmasını istiyoruz. Hiçbir kuvvetin, bu kardeşliğin arasına girmesini istemiyoruz. Yeni yılın ülkelerimiz başta olmak üzere tüm Türk dünyasına huzur mutluluk getirmesini dileyerek 2018 yılın hemreylik gününü Karabağ’da kutlama dileğinde bulundu.  

Azerbaycan Kültür Derneği Bursa Şube Başkanı Handan Askeran Ton da, Büyük Azerbaycanlı şair Bahtiyar Vahapzade’nin;  bölünmüş, parçalanmış Azerbaycan topraklarının toplumsal psikolojisini en yalın şekilde yansıtan;
Ağalar bilmedi birdir bu toprağ,
Tebriz de Bakü de Azerbaycan’dır.
Bir elin ruhunu dilini ancağ,
Kağızlar üstünde bölmek asandır.” Dizelerini okuyarak başladığı konuşmasında, 31 Aralık Dünya Azerbaycanlılarının Hemreyilik Gününün öyküsünün bu dizeler içinde yer aldığını söyledi.
1989 yılının Aralık ayının son haftasında Sovyet Azerbaycan’ı Nahcivan ile İran sınırındaki demir direkli dikenli telleri kopararak birbirine kavuşup kucaklaştıkları,  sınırın her iki tarafından tongaların yakılıp yılların hasretiyle kutlamaların yapıldığını anlatarak, yaşanan bu duruma; Doğu Almanya ile Batı Almanya arasındaki Berlin duvarının yıkılması olayının ilham kaynağı olduğunu bildiren Ton,  1828 Türkmençay antlaşmasıyla Azerbaycan toprakları Aras nehri sınır teşkil etmek üzere kuzey- güney Azerbaycan diye iyiye bölündüğünü hatırlatarak şunları kaydetti:
-“Bütöv Azerbaycan ideali gerçekleşmedikçe bu bayram eksik ve buruk olarak kutlanacaktır.”
“ Azerbaycan halkını ikiye ayıran bu sınır tellerinin sökülmesi ile insanlar birbirlerine kavuşmuşlardı.  Sökülen bu tellerden yapılan sembolik çiçek çelengi, Bakü’te devam etmekte olan Azerbaycan bağımsızlık hareketinin önderi Ebülfez Elçibey’e takdim edilir.  Bu çelenk dünyanın en anlamlı çelengidir. Aynı tarihte İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Türk Dünyası Kurultayı’nda 31 Aralık tarihinin ‘Dünya Azerbaycanlılarının Hemreylik Günü’ olarak kutlanması kararı alınır. 16 Aralık 1991 de bu kararın kabul edilmesi görüşülür ve 1992 yılında Azerbaycan parlamentosu 31 Aralık gününü Dünya Azerbaycanlılarının dayanışma günü olarak kutlanmasını kabul eder. 25 yıldan bu yana Azerbaycan’da ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan yaklaşık 50 milyon Azerbaycan Türkü tarafından bayram olarak kutlana gelen bu günün birlik, beraberlik, barış ve huzur temennileri içinde kutlanmaktadır. Bu bayramın ortak ideali kuşkusuz Azerbaycan’ın parçalanmış topraklarının yeniden birleşmesidir.
Aras nehrinin ayırdığı 35 milyon Türk’ün yaşadığı Güney Azerbaycan(İran) ve 25 yıldır Rus destekli Ermenistan işgali altındaki kadim Karabağ topraklarının kurtarılmadıkça ‘BÜTÖV AZERBAYCAN’ ideali gerçekleşmedikçe bu bayram eksik ve buruk olarak kutlanacaktır. Birleşmenin buluşmanın sembolü olanak idrak ettiğimiz Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma Günü’nün kutlayarak,  yeni yılın dünyaya huzur ve barış getirmesini diliyorum”
-“ Bu gün iki Oğuzeli bir ara geldi,  gelmemesi için gereken her şey yapıldı”
Konuşmasına Güney Azerbaycanlı Şair Muhammet Hüseyin Şehriyar’ın
“ Könlüm kuşu kanad çalmaz sensiz bir an, Azərbaycan.
Hoş günlerin getmir müdam heyalımdan, Azərbaycan.
Senden uzağ düşsem de men, eşgin ile yaşayıram,
Yaralanmış gelbim kimi gəlbi viran Azerbaycan.”  Dizesiyle başlayan Bursa Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı,  “Bu gün iki Oğuz elinin bir araya geldiğini,  gelmemesi için gereken her şeyin yapıldığını söyledi.
“Dediler ki;  diliniz bir, dininiz bir, ufak tefek farklar var.  Azerbaycan’da da Türkiye’de de ‘evet biz yakın halkız, ama aynı halk değiliz’ dediler. Onu dediler bunu dediler, şunu dediler “ diyen Prof. Dr. Kırlı,  Azerbaycan ve Anadolu Türklerinin tarihi sürecini anlatarak şöyle konuştu:
“Tarihe şöyle kısaca bakan görür ki;  iki oğuz boyunun biri kuzeye biri güneye gitti. Birisi Suriye’ye giderken aklı başına geldi, Anadolu’ya doğru döndü. Biri de yerinde kaldı. Birinin geldiği coğrafya Anadolu, ötekinin kaldığı coğrafya Azerbaycan’dı.  Ama hem kendi kendimize hem de dışarıdakilerin etkileriyle yıllar yıllar boyu sanki ‘ayrı millet mişiz!’ gibi kabul edildik. Geldiğimiz nokta kardeş olduğumuzdur. Bu zaten böyleydi.
Benim söyleyeceğim şudur: Eğer oğuz boyunun iki büyük grubu iki ayrı yerde yaşıyorsa,  bu kardeş olmanın ötesindedir. İkisi de birdir, kardeş halk falan değildir, ikisi de aynı halktır. Oğuz aynı halk ta Kıpçak ayrı halk mı?  Öyle şey olur mu? Türk soylu bütün halklar aynı halk, aynı millettir. İsimlerimiz ayrı ayrı coğrafyalarda,  ayrı ayrı adlandırılabilir, ama aynı halk aynı millettir. Farklılıklar o coğrafyacının farklılığından kaynaklanır.”
Konuşmasında,  “Azerbaycan Türkü, Kırgızistan Türk’ü Kazakistan Türk’ü, Özbekistan Türkü, ben de Anadolu, Türkiye Türküyüm hepsi bu kadar. Bunlar birbirinden faklı şeyler değil ki” diyen Prof. Kırlı sözlerini  şöyle sürdürdü:
“Biz faklı coğrafyadayız,  aynı soyun insanlarıyız. Bunu fark ettiğimizde, birlik olduğumuzda, karşımızda duracak güç varsa hodri meydan buyursun. Tarih boyunca birbirimizi yiyerek başkalarına avantaj sağladık. Türk milletinin bir birini farklı tanımlaması başkalarının hoşuna gitti. Koskoca Asya coğrafyasında; her bir coğrafyadaki gurubumuza başka başka efsanelerimizi atadılar. O efsanelerin hepsi bizim. Manas’ ta bizim, Dede Korkut’ta, Köroğlu da bizim değil mi? Bunların başka başka coğrafyalardaki Türklerin kendilerine ait miş gibi tanımlanan destanların kabul ettirilmesi, bizi birbirimize kırdırmak için uydurulmuş en güzel oyundu. Bunu belli bir dönem başardılar.”
Sovyetlerin dağılmasından önce Türk dünyasının “Türklüğünün” farkında olmadığını, bu gün bağımsızlığını kazanmış, Türk cumhuriyetlerinin başkanı, cumhurbaşkanı durumunda olan adamların “Biz şu senede Türk olduğumuzu fark ettik” diyebildiklerini ifade eden Prof. Dr. Kırlı, “Hoş geldiniz, iyi ki fark ettiniz!.. Keşke daha önce fark edeydiniz. Bundan sonra önemli olan unutmamak, geçmişin davasını yapmak değil. Biz unutmadığımız zaman, Türk dünyasının her bir coğrafyası en küçüğünden en büyüğüne kadar, her biri dünyadaki diğer güçlerin gözünde birleşmiş olarak farz edilmeye başlayacak ve farz edilmeye başladığı gün, bırakın Karabağ’ı, bu gün adını bile söylemediğimiz daha küçük Türk coğrafyalarının bağımsızlığında da kimsenin bize itiraz etme şansları bile olmayacak. Bunun bir tek yolu vardır. Biz bu soyun evlatlarıyız. Hepimiz kardeş olmanın ötesinde hepimiz biriz. Siz bensiniz, ben sizim” diye konuştu.
“Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler kardeşlikten ötedir”,
Uludağ Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce ise konuşmasında Dünya Azerbaycanlılar günü etkinliğinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek,   Türkiye ile Azerbaycan arasında kardeşlikten öte, Yunus Emre’nin “ Bir ben var beni benden içeru” dizelerindeki gibi bir ilişki olduğunu söyledi.
Tarihte, Türk dünyası ile birlikte Azerbaycan’la aramıza bazı mesafeler konulduğu, suni olan bu mesafelerin belirli bir süre kardeşliğimize ara verdiğini, ancak ortadan kaldıramadığını anlatan Prof. Dr. Yüce, “Azerbaycan Toprağı bizim için mukaddestir. Azerbaycan Bayrağı bayrağımız, insanı insanımız mutluluğu mutluluğumuz, sıkıntısı sıkıntımızdır” dedi.
Uluslararası ülke ilişkilerinin menfaate dayanan ilişkiler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yüce, “Uluslararası ilişkilerde menfaat beklemeksizin birbirini destekleyen tek ülke örneği Azerbaycan ile Türkiye’dir. Uluslararası ilişkilerde bunun adı yoktur. Azerbaycan Türkiye ilişkileri kardeşlik ilişkilerinden de öte bir ilişkidir ve bunun ötesi de yoktur. O nedenle biz biriz. Suni sorunlarla kaybedecek zamanımız yoktur.. Tarihin hiçbir döneminde Karabağ Ermenistan’ın olmamıştır. Karabağ Azerbaycan’dır. İşgal edilmiş Azerbaycan Toprağı Karabağ bir gün alınacak. Bunun kaçarı yoktur. Bunu herkes bilsin. Karabağ öz be öz Azerbaycan toprağıdır” diye konuştu.
Azerbaycan’ın Türk dünyasında “ İlk demokratik Türk Cumhuriyeti” devleti olma özelliği bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Yüce,  1918 de Gence’de Mehmet Emin Resulzade ve arkadaşları tarafından kurulan Azerbaycan Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşu etkinliğini önümüzdeki yıl Azerbaycan Büyük elçiliği ile birlikte düzenleyecekleri etkinlikle kutlanacağını bildirdi.
“ Türk dünyası büyük bir dünya, hepimiz biriz. Ama hepimiz ayrı ayrı sorunlarla uğraşarak suni bir takım problemlerle birbirimizi unutuyoruz. Sıkıntımız bu. Sorunlarla değil, bizi birlikte bir yerlere taşıyacak işlerle uğraşmamız lazım” diyen U.Ü. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce, sözlerine şöyle devam etti:
“Aramızda sorun yaratmak isteyenler elbette olacaktır. Olmazsa şaşarız. O nedenle gençler hepiniz birer Türk kahramanı olmalısınız. Kahramanlık ucuz işlerle kazanılmaz. Kahramanlık önce davayı bilmek, sonra dava uğruna kendini feda edebilmektir. Türk milleti kahraman bir millettir. Ama öncelikle kendi davasını bilmesi lazımdır. Biz ilişkilerimizi birbirimizi anlamama üzerine kurgularsak sonuca varamayız.  Ben dünyada farklı alfabelere sahip hiçbir milleti tanımadım.  Biliyorsunuz Nikolay Rimski-Korsakov’un geliştirdiği metot ile Türk dünyasında onlarca ayrı alfabe var. Hiç birimiz diğerinin alfabesini zorlanmadan okuyamıyoruz. Bir Kırgız Türk’ünün alfabesini elinize aldığınızda neden okuyamadığınızı, hiç düşündünüz mü? Azerbaycan’ın alfabesini bu gün okuyoruz, ama yinede zorlanıyoruz. Kazan Türk’ünün, Kırgız Türk’ünün. Özbek Türkü’nün alfabesini okuyamıyor. Çünkü damgaları harfleri farklı. Neden biliyor musunuz? Bir birini anlamasınlar diye. Çünkü anladıkları zaman aynı millet olduğunu öğrenecekler, bilecekler, ondan. Gasprıralı İsmail’in dediği gibi. Biz  ‘Dilde fikirde işte birliği’ sağlamak zorundayız. Bunu sağladığımızda Türk birliğini de sağlamış olacağız.”
Prof. Dr. Yüce,   konuşmasının sonunda gençlere seslenerek, “  Sevgili gençler artık kafalarımızı değiştirelim. Bu gün dünyada sınır diye bir şey yoktur. Sınırlar suni şeylerdir. Eğer biz kafamızda Türk dünyası birliğini kurmuşsak, O birlik kurulmuştur. Tek fark birbirimizi anlamamaktır. Birbirimizi tanıyıp anlamamız lazımdır.  Ayni anne babadan doğan kardeşlerin bile ayrı ayrı özellikleri vardır. Bu nedenle kardeşlerimizi iyi tanımamız lazım. Benim rahmetli hocam Prof. Dr. Turan Yazgan, ‘Kimsenin malında mülkünde gözümüz yok. Allah Türk dünyasına cömert davranmış, her şeyi vermiş. Ama Türk dünyası bu cömertlikten yararlanmayı bilmiyor. Benim amacım,  Allahın Türk dünyasına bahşetmiş olduğu nimetlerden Türk dünyasının yararlanmasını sağlamak için çalışmaktır’ derdi. O nedenle gençler, hepiniz bizim için çok çok değerlisiniz. Hele hele Türk dünyasından üniversitemize gelen öğrenceler çok daha değerlidir. Bunu bilmenizi istiyorum.”
Konuşmalardan sonra U.Ü. Konservatuarı ses ve saz sanatçıları;  Türk dünyası ezgilerinden nefis bir konser verirken, Azerbaycan kültür derneği yönetim Kurulu üyesi ve Azerbaycan Halk mahnıları sanatçısı Himmet Öztürk ‘te çalıp söylediği Azerbaycan halk mahnıları ile katılımcıları coşturdu.
Azerbaycan Hemreylik Günü Şenliğinin düzenlenmesinde katkıda bulunan sanatçılara ve Uludağ Üniversitesi rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce’ye Azerbaycan Kültür D,derneği başkanı Handan Askeran Ton ve Bursa Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kılı, birer onurluk sundular.

Bursa Türk Ocağı yayınlarını artık web sitemiz üzerinden çevrimdışı ödeme yöntemiyle satınalaiblirsiniz. Kapat