Taşların Hakan’ı Anıldı

Taşların Hakanı Servet Somuncuoğlu Ölümünün 4. Yılında Anıldı

           Haber: Ali Eşref Uzundere

Türk Ocakları Bursa Şubesi, 6 Ağustos 2013 yılında kalp krizi sonucu hayatını kaybeden  “Taşların Hakanı”  diye anılan Araştırmacı- Yazar Servet Somuncuoğlu’nu düzenlediği bir toplantı ile andı.

Bursa Dede Efendi salonunda düzenlenen anma toplantısına, Somuncuoğlu’nun yakın arkadaşları ile çalışma arkadaşı Yeditepe Üniversitesi Tarih Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, İşadamı Turgay Tüfekçioğlu, İlkokul arkadaşı Yusuf Yılmaz Aracı, Eşi Nevin Somuncuoğlu, Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir,  TRT Belgesel Görüntü Yönetmen arkadaşları Ahmet Cengiz Karadeniz ile Ahmet Veysel Baban katılarak Servet Somuncuoğlu ile ilgili anılarını ve çalışmalarını anlattılar.

Sunuculuğunu Edebiyat Öğretmeni Dilay NAKIŞ’ ın yaptığı programda  İstiklal Marşı ve saygı duruşundan sonra toplantının açış konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen Bursa Türk Ocakları Şube Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı, Türk Ocakları Derneği Bursa Şubesi’nin özellikle Türk tarihi ve Türk medeniyetine bütün dünya düzeyinde ortaya koyduğu katkılar konusunda sembol olan isimleri anmayı bir gelenek edindiğini belirtti.

Her yıl bir büyük Türkü bir buçuk günlük bir bilgi şöleniyle andıklarını,  bu bilgi şölenlerinin çok ilgi çektiğinden ötürü bu yıl bilgi şöleni sayısını ikiye çıktığını belirten Prof. Kırlı, şu anda uluslararası bilgi şöleni olarak gerçekletirdekileri bilgi şölenlerini inşallah gelecek yıllarda uluslar arası kongreler haline getirileceğini söyledi.

“Servet bizim canımız ciğerimizdi.  Onu içinizde onu en az tanıyanlardan biri benim. Kendisiyle çok kısa süre önce tanışma şansına sahip oldum.  Bu kısa sürede iki sunumunu dinledim. Okuduğum birkaç kitabı ile Onun gerçekten kendi çapını çok aşan ve sadece Türk dünyasında değil bütün dünyaya örnek teşkil edebilecek, tarihin gidişatındaki iddialardan bir kısmını değiştirebilecek çalışmaları olduğunu gördüm. Bir akademisyen olarak benim için en önemli olan bu idi” diyen Türk Ocakları Bursa Şube başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı, şunları söyledi:

“İnsanların değerlerini, herkes kendi meslekleri acısından değerlendiriyor olabilir. Ben bir akademisyenim. Benim için değer, gerçekten üretkenlikle, bunun evrenselliği ile hizmet ettiği maksada gerçekten katkıda bulunup bulunmamasıyla bağlantılıdır. Servet Somuncuoğlu gerçekten bu kıstaslar açısından çok önemli bir insandır. O yüzden bu gün burada sizlerin huzurunuzda konuşmak benim için bir onurdur. Nurlar içinde yatsın. Bize bıraktıklarını bundan sonra çalışmakta benim için bir vazifedir.”

Konuşmasında, “Türk olmak; Türk anadan doğmak, Türk babadan olmakla bağlantılı ise eğer ki öğle değildir. Türk olmak basit ve bedava bir şey olur” diye konuşan Prof. Dr. Kırlı Türk olmayı;  “Türk olmak ve Türklük şuuruna sahip olmak, emek ve çaba gerektiren bir durumdur. Ömründen, parasından, mesaisinden, vermeyi gerektiren, riskler almayı gerektiren bir şeydir. Hele bunu evrensel düzeyde tartışmaya açmak, gerçekten bir ömrü alıp götürebilecek kadar yoğun bir şey” diye tanımladı.

Rahmetli Somuncuoğlu’nun kitaplarından eski kültürümüzle ilgili kaya resimler fotoğraflarını slâytlarla göstererek anlatan Prof. Dr. Kırlı, “Bu kaya resimlerinin bizlere yabancı değil. Bu resimler, rahmetli Servet’in ve bu konuya emek vermiş birkaç akademisyenimizin sayesindedir. Bu fotoğraflardaki resimler, Moğolistan’ın kuzey batısında,  Kazakistan ve Rus hududuna bitişik bölgede çekilmiştir. Bu bölge aslında bizim çıkıp geldiğimiz Yukarı Altay bölgesidir. Bunları görüp bu kadar yakından tanıdığımız zaman içimizden geliyor ki “Ne kadar güzel. Bir Türk bunları ortaya koymuş”. Ama bunları ortaya koyan bir Türk değil. Saygın bir İngiliz dergisindeki 2014 yılında sadece kaya resimleri konusunda yayınladığı bir ekte yer almıştır.”

Dergide yer alan makale, ABD Hükümetinin Simisyonian Enstitüsü’nün çeşitli ülkelerden gelen yüz kişilik bir bilim gurubuna verdiği 5 yıllık saha çalışmasıyla araştırması sonucu yazıldığını kaydeden Prof. Dr. Kırlı,  Rahmetlinin kitaplarında yer alan resimlerden örnekler göstererek, bu resimler, rahmetlinin kitabını okuyanlar için hiç yabancı olmadığını belirterek şunları kaydetti:

“Söylemeye çalıştığım birkaç şey var. Birincisi;  eğer ürettiğiniz değerleri, dünya çapında yaymak istiyorsanız, mutlaka sizin dışınızdakilerin okudukları dille makalelere kitaplara çevirip yaygınlaştırmak zorundasınız. Ancak o zaman ortaya koyduğunuz tezler doğru ise, bütün dünya tarafından kabulünü sağlayabilirsiniz. Bizim en önemli eksikliklerimizden bir tanesi budur. Servet bize gerçekten bütün dünyaya meydan okuyabilecek bir materyal bıraktı. Şimdi bundan sonra bizim işlerimizden bir tanesi, bu materyalin bütün dünya tarafından okunabilir hale getirmek olmalıdır.

İkincisi; rahmetli vefat etmeden evvel, kafasında bir projesi vardı. Kıyaslamalı olarak kaya resimleri üzerindeki sembolleri, çalışmak ve bunu prezante etmek. Kıyaslamalı olarak dediğinde ben ilk önce kendi materyalleri üzerinde yapılacağını düşündüm.  Ama literatürü taradığımda dünya literatürleriyle kıyaslamanın çok önemli olacağı kanaatine vardım. Bu da bir ikinci görevdir. İnşallah Bursa Türk Ocağı elinden gelen imkânları seferber edip, kendilerini destekleyecek akademisyenlerimizle beraber bunu yapacaktır.

Üçüncü olarak şunu çok net olarak söylemek istiyorum. Biz Türkler ilginç insanlarız. Ama Türklük şuuruna sahip olan insanlardan bahsediyorum. Servet onlardan biriydi. Sadece tesadüfen Türk anadan doğan, Türk babadan olanlardan değildi. Servet her ikisi birdendi.  ABD’ devleti fonlarının desteği ile İsrail devletinin desteğiyle makale haline getirilmiş, dünya çapında itibarlı dergide yayınlanan bu makalelerin arkasında 50-100 kişilik bilim adamı gurupları ve korkunç para var. Peki, Servet’in arkasında kim vardı?

Servet tek başına, yanında birkaç tane çalışma arkadaşı vardı. Dost olduğu tanıdığı bir takım akademisyenlerden, mümkün olduğu kadar kendi bireysel arkadaşlık ilişkileri sayesinde destek alabiliyordu. Kendi kısıtlı imkânlarını da ortaya koyarak, kısıtlı çalışma süresi içersinde, Onların yıllarca çalışmalarında yaptıklarını yaptı. Emin olun ve inanın ki, makalelerin hepsini okudum. Servet, onların yaptıklarının çok üzerinde bir materyali de bize bıraktı.  Eğer bu materyali de işleyemezsek, Servet’in arkasından ağlamamızın bir anlamı yok. Bizim işimiz ciddi anlamda bu işi yapmak olmalıdır.”

TRT tarafından Servet Somuncuoğlu’nun hayatı ve çalışmaları ile ilgili belgesel sunuldu. Sonra konuşmacıların isimleri okunarak sahnede yerlerini almaları istendi.

                        Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın yönettiği panelde, Servet Somuncuoğlu ile 2005 yılı sonunda Kırgızistan’dan döndüğünde tanıştığı, ilk mekân ile son ayrıldıkları mekânın aynı yer olduğunu söyledi.

Rahmetli başarıdan başarıya koştukça, maalesef kıskananlar ve arkasından çamur atanların olduğunu en son buluştuklarında bunlardan dert yandıklarını bildiren Prof. Taşağıl, Servetin ölüm haberini bir takım çalışmalar için gittiği Çin’de öğrendiğini söyledi.

“Servet ile yaklaşık 7 yıllık bir çalışma arkadaşlığımız oldu. Çoğu yerde arkeologlarla çalışması gerektiğini benim alanıma girmediğini söylerdim. Ama o ısrarla olmam lazım geldiğini söyleyip beni adeta gaza getirip coştururdu” diyen Prof. Dr. Taşağıl, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu gün Türkiye de ve dünyada kaya resimleri ve Türk tarihinin temelleri, antik kaynakları, adına ne dersek diyelim, arkeolojik, Arkaik kaynaklar, gündeme geldiyse Servet Somuncuoğlu’nun bilimsel düşünmesinden ve gayretleriyle olmuştur.  Benim katkım yaptıklarının bilimsel temele oturtulmasında olmuştur. Servetin fotoğraf çekerken çok titizdi, bir fotoğraf için saatlerce uğraştığında ikaz ediyordum. Bir gün bana “Hocam çok acele ediyorsun. Böyle giderse kalpten gideceksin” demişti.  Maalesef kendisi kalpten aramızdan ayrıldı. Geçen hafta Moğolistan’dan döndüm. Orada gördüğü her kaya resimlerini görüntülerken hayal edip hatırlayıp andım.

Bundan sonra rahmetliyi anmak ve onun yaptıklarını yaşatabilmektir. Çünkü o Türk milletine hizmete kendini adamıştı.  Bütün derdi milletine hizmet etmekti. Bir sohbetimiz sırasında “Bizde Türklük şehidi olalım” demişti. Birileri fedakârlık edip hizmet etmesi gerekirdi, Servet bunu yaptı. Servet çalışmaları sırasında pek çok engellerle karşılaştı. Bilimsel alt yapısını hazırladığımız büyük bir projemizin engellenmesi ikimizin de çok ağır gelmişti.

Bu millet var oldukça, bu dünya durdukça bu millet Servetin Avrasya coğrafyasında yaptığı işleri asla unutmayacaktır.  Önemli olan bu çalışmaları devam ettirmektir.

-Bu millet uyanıyor

Son yıllarda benim toplumdan izlenimim; bu millet uyanıyor artık. Bizim ihtiyacımız burada bilgi kirliliğine düşmeden,  doğru bilgilerle, abartmadan ama gerçeklerle bir tarih inşa etmektir. Yeni alanlarla bu kaya resimleri olabilir, kalıtım olabilir. Çünkü yazılı kaynaklar bitti gibi bir şey.  Dünyanın neresinde olursa olsun, kaya resmiyle uğraşan kendini geliştirmek, bir şeyler yapmak isteyen Servet’in kitaplarına müracaat etmek zorundadır. “

– Kaya resimleri Türk göçleriyle örtüşüyor

Konuşmasında kendisinin bir teori ortaya koyduğunu, bu teoriyi Servet’in de kabul edip benimsediğini ifade eden Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, şunları kaydetti:

“Türkler, bilinen yazılı tarihi kaynaklarda nerede yoğunlukta yaşamışlarsa oralarda kaya resimlerinin çok olduğudur. Anadolu’da Sibirya’da Gobi Çölü’nde, Tamgalisay’da,  Saymalıtaş’ta,  Kafkaslarda, Kuzey Irak’ta İran’da bunları çoğaltabiliriz. Bu kaya resimleri Türk göçleriyle örtüşüyor. Şöyle diyorum: Bir perde var. Bu perdenin arkasını kaya resimleriyle görüp, çözebiliriz, ayna gibi. Servet de benim bu tezimi kabul etmişti. Rahmetli ile yaptığımız çalışmada Türklerin Anadolu’ya çok daha erken girdiğini ispatlamıştık. Hakkâri Tırşin yaylasında, Erzincan, Erzurum, Burdur, Denizli, Ankara Güdül Kastamonu’da Türklerin daha önce bulunduğuna dair pek çok kanıt elde ettik. Bulunan kaya resimleri,  Türklerin Anadolu’ya çok daha önce girdiğini gösteriyor. 1071 Tezi çökmüştür.  Türk tarihi yeniden yazılması gerekir.

Servet az yaşadı derin izler bıraktı

Servet bize göre az yaşadı,  ama çok derin izler bıraktı. Sık sık anmak lazım.  Bu millete hizmet etmiş olanların da aramızdan göçüp gitmiş olsalar bile haklarını teslim etmemiz lazım. Bu anlamda Bursa Türk Ocağı’na yaptıklarından ötürü teşekkür ediyorum. Ben Türkiye’nin çeşitli yerlerinden de aynı çalışmaları bekliyorum.  Servet vefasızlık görmedi mi?

Gördü.  Ama olsun, sonuçta onun yaptıkları ve eserleri ortada.  Servet, belki şimdi tam anlamıyla anlaşılmış değil, gelecekte daha iyi anlaşılacaktır diye düşünüyorum.”

 

İşadamı Turgay Tüfekçioğlu’da,  konuşmasında, içinde bulunduğumuz 2017 yılında bilinmesi gereken geçmişte iki tane yıl olduğunu,  bunlardan birinin 2003 Bursa Türk Ocağı Şubesi’nin kurulması olduğunu,  diğerinin de 2004 yılında Türk Ocağı bursa Şubesi üyelerinin Orta Asya Kırgızistan ve Kazakistan’a yaptıkları teknik tarih gezisi olduğunu bildirdi.

 

Türk Ocağı Bursa Şubesi’nin kuruluşunun içinde olduğunu 2004 yılında çoğunluğu ocağa üye 10-15 arkadaşı Ortaasya’ya,  Kazakistan ve Kırgızistan’a yanlarına Kazım Mirşan Hocayı da alarak,  düzenledikleri seyahate kendisinin Fotoğrafçı olarak Servet Sonuncuoğlu’nu Gazeteci olarak ta Aslan Bulut’u davet ettiğini belirten Tüfekçioğlu şunları kaydetti:

Bu seyahatle amacımız; Kazım Mirşan’ın o güne kadar akademisyenler tarafından benimsenmeyen iddialarını yerinde görmek ve tetkik etti. Bilindiği gibi 1954 yılında Maksimova bir Rus, Kazakistan’daki “Tamgalisay”ı keşfediyor. Bir Kazak olan Musabay 1960’larda bu konuyu kitaplaştırıyor. Kazım Mirşan, o sırada İsviçre’de yüksek inşaat münehdisi olarak çalışmaktadır. Bu kitabı ediniyor ve Musabay irtibat kurduktan sonra Tamgalisay’da kayalar üzerinde 1000 resim olduğunu öğreniyor. 1968’den sonra Kazım Mirşan, bu konuda çalışarak Proto-Türk tarihi kitabını yayınlıyor. Kitaplarında Türk tarihiyle ilgili o kadar çok sayıda iddiaları vardı ki, biz gidip bunları yerinde görmek istedik. Serveti, bu geziye davet ettiğimizin ne kadar isabetli olduğunu bu gün burada yapılan bu toplantıda bir kez daha müşahede ettik. Bu seyahat sonucunda Türk Ocağı Bursa Şubesi üyesi 10 küsur arkadaşımızla birlikte gittiğimiz Kazakistan ve Kırgızistan’da çok önemli temaslarda bulunarak, çok önemli bilgiler edindik. Biz gidene kadar hiçbir Türkiyeli Türkün ayak basmadığı  “Tamgalisay” gibi Türk tarihinin en önemli eserinin bulunduğu yere ilk giden Türk heyetiydik. Servet, oradaki kaya resimlerini fotoğraflarını çekti.  Bu fotoğraflar Kazım Mirşan’in kitaplarında ve birçok yerde yayınlandı.”

Kırgızistan’da Narin bölgesinde yılın bir ayında ancak gidilebilen ve 100 binin üzerinde kaya resmi olan Saymalıtaş’ın varlığını öğrendik.  Gitmek istediğimizde mümkün olmadığını yılda bir ay o bölgeye gidilebildiği söylendi. Servet,  2005 yılında oraya at sırtında giderek o kaya resimlerini fotoğrafladı.

Konuşmasında Araştırmacı yazar servet Somuncuoğlu’nun hayatını ikiye ayırarak değerlendiren İşadamı Turgay Tüfekçioğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben burada verilen bölgelere bir ilavede bulunmak istiyorum.  Servetin hayatını ikiye ayırmamız lazım. 2004 ve 2004’den sonrası Servet 2004’e kadar Türk milliyetçisidir. Fotoğraf konusunda çalışmıştır. Volga Rus Kazakları konusunda bir kitap yazmıştır. Kazım hoca onun bu kitabını Bişkek’ten Türkiye’ye gelene kadar okumaya çalıştı geldiğimizde göz kapaları düşmüştü bir ayda zor iyileştirdik.

Ama Türk “Tamgaları” dediğimiz şu anda tarihe mührünü basan çalışmaları Türk Ocağı menşeli yaptığımız teknik tarihi geziden sonradır.  Dolayısıyla doğru bilgiyi doğru yerde doğru insanlara söyleyelim. Servet büyük iş yaptı. İstanbul’daki işadamları diğer arkadaşlarımızın yardımlarıyla harika resimli kitapları yayımlandı.  Bu kitaplar, türünün ilki olan ve yazıdan önceki eserler olarak dünyası başta olmak üzere Türk milletine mal oldu.  Burada Kazım Mirşan Hoca dediğimiz insanın çalışmaları göz ardı edilemez. Şu anda burada ne konuşuyorsak Onun dairesi etrafında konuşuyoruz. Serveti esas büyüten olay, Bursa Türk Ocaklı arkadaşlarımızın 2004’de yaptığı seyahatin tin neticesinde Servet’in Türk milletine kazandırdığı  “Erken Türk tarihi”ne ait belgelerdir.”

 

Somuncuoğlunun okul arkadaşı Yusuf Yılmaz Araç ise konuşmasına Türk milliyetçiliğinin lideri Başbuğ Alpaslan Türkeş’in 1986 yılında Altıparmak’a Bursa ilk Ülkü Ocaklarının açılışı için geldiği sırada yaşadığı bir anısını anlatarak başladı.

“Açılışımız pek görkemli olmamıştı. Çok az kalabalık vardı. Başbuğ bu az kalabalığı görünce biraz öfkelenip kızdı.  Bizler mazeret ileri sününce mazeret kabul etmeyeceğini açıklamak için “Her insanın, her idealistin, her gücün içinde bir motor vardır. Bu motoru çalıştırırsanız, Muaffak olursunuz. Bu motoru çalıştırmanın yolu imandan, çalışmaktan, ülküden geçer” diye bize yarım saat bu konuyu anlatmıştı. Servet Somuncuoğlu işte Başbuğ’umuzun işaret ettiği o motoru çalıştırmasını bilen çok yetenekli, çok gözü kara çok yiğit ve münevver bir arkadaşımızdı. Allah rahmet eylesin” diyen Yusuf yılmaz Araç, Servet’in başarılı olmak için programlanmış bir insan olduğunu söyledi.

Anma toplantısına katılanlar arasında Servet ile ortak pek çok arkadaşının bulunduğunu,  Onların serveti kendisinden çok daha iyi tanıdıklarını ifade eden Araç, “Servet çalışmalarında elbette ki yolunun açılmasıyla çalışmalarında başarılı olmuştur. Bunun yanında Servet,  başarılı olmak üzere programlanmış bir insandır. O işi yapmasaydı, bir başka işte başarılı olurdu. Çünkü kahraman yaratılışlı bir insandı.  Burada olduğumuza göre hepimizde bu kahraman yaratılış vardır. Kahramanlık bazen can almak, bazen can vermektir. Bazen siyasi ikbali reddetmektir. Bazen bir yumrukta Sufiye’ de demir kilidi kırmaktır. Bazen de Moğolistan’da araştırma yapmaktır. Burada Servet’in 2010 Macaristan’da yazdığı bir notunu okumak istiyorum. “Önemli ve ilginç olan o Tamgalardır. Onları da çekmiş olduk. Göğsümdeki ağrı yine var şimdi. Gidince bir doktora baktırmam lazım. Akşam olmak üzere Macaristan ovasından kısaca şimdilik bunlar.”

2010’da kalp ağrısı var, ama onun için önemli olan bu tamgalardır. Servet, kendini bu işe adamış, kahramanca bu uğurda canını feda etmiştir. Türk milleti bu tür ve benzer kahramanlara, kahramanlıklara ihtiyaç duymaktadır. İnşallah aramızdan çok sayıda kahramanlar çıkararak, Türk milletinin makûs talihini aydınlık yarınlara çevireceğiz.”

Eşi Nevin Somuncuoğlu,   MHP Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir,  TRT Belgesel Görüntü Yönetmeni arkadaşları Ahmet Cengiz Karadeniz ile Ahmet Veysel Baban katılarak Servet Somuncuoğlu ile ilgili anılarını ve çalışmalarını anlattılar.

Çalışma arkadaşları Ahmet Cengiz Karadeniz ile Ahmet Veysel Baban  “Yaşasaydı.  Türk kültürü adına daha pek çok çalışma yapacaktı. Yaptıkları çalışmalar çok önemlidir, kendisi tarihe geçen işler yapmıştır.

“O, hepimize yol açtı, kendisine şükranlarımı sunuyor, rahmetle anıyorum. Umarız, bize tarihin kapısını açacak, kültürümüzün izlerini sürecek yeni belgeselciler, araştırmacılar yetişir. Servet Somuncuoğlu adı gibi bize “servet” bıraktı” dediler.

Program TRT Sanatçısı Bünyamin AKSUNGUR’un özel kıyafetli Türk Dünyasından Ezgileri seslendirmesi ile son buldu.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestShare on TumblrEmail this to someonePrint this page